AY DEGİL YIL GEÇDİ, GEÇİYOR AKLIMDAN ÇIKMADIN ÇIKMIYORSUN S3V!L
Ana sayfa yap
• 24/10/2006 -
• 21/9/2006 - Seni daima seveceğim..
SENİ DAİMA SEVECEĞİM SAKIN UNUTMA



BİRTEK ŞEYİ UNUTMA
bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kalbim şimdi bir sokak çocuğu kelebekleri göç etti gönlümün ıssızlaştı hayat sanki sanki sabahı eksik şiirlerimin sanki gecesi hep kanayan bir yara ve sanki artık hep kanayacak ağlanacak bir aşkin kıyısına vurduysa gözlerim çare yok ağlayacak
bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kapıları kendime ben açamadim ya da yanliş saatlerde bekledim gelmeni ter içinde takvimler istasyon öksüzlüğünde gözyaşım düşünüyorumda sen gideli ne cok yalnızım sarmaşık aşkın sarışında kaldım sarılamadim savunamadım seni kimselere anlatamadım seni kimselere kimsesiz kaldım en çok da sensiz
bir tek şeyi unutma seni sevdim ben sana uyumak sana uyanmaktı hayat sıratını geçtim yaşarken korkmadan korkumu geçtim cesarete ihanetle berduş bir yalan masumiyeti öptüm bile bile tek sen gitme diye sonbahar oldum yaprak yaprak ağac oldum köklerimi unutarak tesellisiz bir geceye firlatıldım kalbimi dar bir kafese kapatarak içimde bir kanarya hiç susmadan ağlayacak
bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçılak seni sevdigimi bağırdım mehtabına beyazında aklandım bulutunun mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak
bir tek şey unutma seni sevdim ben anlattıkça kış vuruyor satırlarıma anlattıkça üşüyor anlattıkça ısınıyor yüreğim bugün sardunyalarımda açmadı belki de küskün renklere ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım sensiz soluyorum anlayacağın mavi mavi oluyorum duyuyor musun orda mısın var mısın yok musun? bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yanarak yıkılarak aklıma her geldiğinde AĞLAYARAK...
(SENİ NE ÇOK SEVDİM BEN TAHMİN EDEBİLİR MİSİN ACABA?)

|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 29/8/2006 - çayın faydaları çok sasıracaksınız
çayın faydaları çok sasıracaksınız
Saçınız mat mı? Saçınızı şampuanladıktan sonra son su olarak bir çaydanlık ılık çayla durulayın. Bakın saçlarınız nasıl ışıl ışılıyor .
Ayağınız mı kokuyor? Ilık çay dolu bir leğene ayaklarınızı daldırın ve her akşam yatmadan önce 10 dakika tutun. 10 günde koku diye bir şey kalmayacaktır.
Boğaz ağrılarında Posaları süzüp soğuyan demi boğaz ağrılarında *gargara olarak kullanılır.
Cildiniz çok mu yağlı? Banyodan çıkmadan son su olarak bir çaydanlık çay ile teninizi ovuşturun,balsam vazifesi görün.
Derinizdeki yaraların temizlenmesi Çayı, derinizdeki yaraların temizlenmesi ve antibiyotik etki göstermesi için pamukla tatbik ederek kullanabilirsiniz.
Eliniz balık, soğan mı kokuyor? Balık ayıkladınız, ellerinizi sabunla yıkadınız ve hala balık kokuyor. Ya da soğan soydunuz, soğan kokuyor. işte kurtarıcınız yine çay. Elinizi demli çayla yıkayın. Bakın bakalım hiç koku kalmış mı?
Gözünüz çapak mı yapıyor? Kaynamış çayı bir tasa koyup buharı gözünüze gelecek biçimde başınızı üstüne koyun. Ya da ılık çaya batırılmış gözlerinize ve etrafına tatbik edin.
Yemek yerken dilinizi mi ısırdınız? Yine ilacı demlikteki çaydır. Ağzınızı günde üç defa çalkalayın, diliniz dokuz yerine üç günde iyileşecektir.
Buzdolabınız koku mu yapıyor? Demlikte kalmış çay posalarını kurutup bir kap içinde buzdolabının orta rafına yerleştirin, kokudan eser kalmayacaktır. |
| |
|
|
Bağlantı
|
• 29/8/2006 - Panik Atak
Bilindiği gibi panik atak tüm dünyada giderek artan bir önemi ve dikkati üzerinde toplamaktadır.
Bu önemi hak etmesinin birinci nedeni, giderek yaygınlaşması, toplum sağlığını tehdit eder boyuta ulaşmasıdır. Yakın zamanda yapılan bir araştırma sonucuna göre ABD de her beş kişiden birinin panik atak geçirdiği belirlenmiştir. Ülkemizde de her yüz kişiden 4'nün tedavi gerektirecek düzeyde panik atak problemiyle karşı karşıya olduğu sanılmaktadır. Her yüz kişiden 10' u da panik atak için sırada beklemektedir. Hastalığı önemli kılan en önemli etken budur. Diğeri de sanıldığı gibi kolay tedavi edilemediğinin, beklenmedik zamanlarda tekrar ortaya çıkabildiğinin anlaşılmasıdır.
Panik atak fiziksel belirtilerle seyreden bir psikolojik sendrom olarak basitçe tarif edilebilir. Ancak hastaların da söylediği gibi yaşananlar hiçte basit değildir. Kimilerine göre hissedilenlerin tarifi mümkün değildir. Bu fiziksel belirtiler alelade değildir. Çok şiddetli ve sarsıcı olarak yaşanır. Örneğin çok şiddetli bir kalp atımı, sanki kalbiniz yerinden fırlayacakmış gibi, buna eşlik eden beyninde uğultu, basınç, sanki tansiyonu çok yükselmiş gibi bir his. Bu arada düşüncelerde bulanıklaşma giderek benliği saran ölüm korkusu ve -sonum geldi- düşünceleri ile bazen nefes düzensizliği ile başlar, nöbet şiddetlenir, dilinizin boğazınıza kaçtığını düşünür nefes alamaz (aslında alırsınız) hale gelir. Bayılma hissi acil yardım arama ve yine ölüm korkusu hissedebilirsiniz.
Fiziksel belirtiler çok çeşitli olabilir. Belirtiler çoğu kez korkulan bir hastalığın taklididir. Kalp krizi, tansiyon yükselmesi, beyin kanaması ya da felç geçiriyor olma gibi. Ama gerçekte bunların hiçbiri olmuyordur. Üstelik bu belirtiler yukarıdaki hastalıkların herhangi birini yaşıyor olsanız bu kadar kuvvetli ve korkutucu olamaz. Bu noktadan bakınca panik atak aslında uyanıkken görülen bir kabusa benzer. Örneğin kalp krizi geçirdiği kabusu gibi ve hastalar bir kabustaki gibi çaresizdirler.
Hastaları bu yaşadıklarının gerçekte olmadığına inandırmak pek güçtür. O yüzden başlangıçta psikiyatrik tedaviye pek yanaşmazlar. Bir dönemi acil servislerde ya da kardiyoloji servislerinde çare arayarak geçirebilirler. Panik atağı tanımak, kabullenmek ve tedavisine başlamak ilk ve önemli adımdır. Ama tedavi bununla bitmez. Bu belirtilerin psikolojik olduğu kabul edilse bile, her gelişi korkutmaya devam edebilir.
Bu nöbetler ya da ataklar gelmeye devam ettikçe, hastalarda iki temel belirti daha ortaya çıkar. Bunlardan birincisi beklenti anksiyetesi denen bu atakların tekrarlayacağı korkusudur. Hastaların beyni 'ya bunu tekrar geçirirsem' korkusuyla çok fazla meşgul olabilir. Bu durum hastayı depresyona sürükleyebilir.
İkinci temel belirti de kaçınmalardır. Bu nöbetler yaşandıkça kişi bazı ortam ve durumlarda bulunmaktan kaçınır. Örneğin çarpıntısı olacağı korkusuyla spor yapmaktan, havasız kalacağı korkusuyla kapalı ortamlardan, herkesin içinde düşüp bayılabileceği korkusu ile kalabalık ortamlarda bulunmaktan, asansörlerden, toplu taşıma araçlarından, toplantılardan vs. kaçınmaya başlar.
Kaçınmanın bir diğer görünümü de yalnız kalamamaya başlama ya da bazı koşullarda yalnız bulunmama çabasıdır. Hasta başına bir şey geleceği korkusu ile hep yanında birini bulundurma - hatta küçük bir çocuk bile olabilir - eğiliminde olabilir. Bazı hastalar evden çıkamaz hale gelebilir. Kuaföre gidemez, giysi almak için mağaza görevlisini eve çağırır.
Kaçınmalar değişik boyutlarda olabilir. Silik, hafif ya da şiddetli, ya da sadece bazı durumlarda ortaya çıkabilir. Örneğin tatile çıkacağında orada tam teşekküllü bir hastane olmadığını öğrenip gitmekten vazgeçme gibi.
Panik atakta görülebilen fiziksel belirtilerden bazıları: - Mideye bir şey çöküyor hissi - Avuç içlerinde terleme - Her tarafta sıcaklık hissetmek - Hızlı ve şiddetli kalp atışları - Ellerde titreme - Diz ve bacaklarda güçsüzlük veya esneklik - İç titremesi, titreme duygusu - Ağız kuruluğu - Boğazda yumruk hissi - Göğüste basınç - Hızlı nefes alıp verme - Bulantı veya ishal - Baş dönmesi, sersemlik, göz kararması - Gerçek dışılık hissi (rüyada gibiyim) - Açık olarak (net olarak) düşünememe - Bulanık görme - Kısmen felce uğramışlık duygusu - Ayrılma yada hayal gibi hareket etme duygusu - Çarpıntılar veya düzensiz kalp atışları - Ellerde, ayaklarda ve yüzde karıncalanma - Göğüs ağrısı - Bayılma hissi - Midede titreme heyecan - Soğuk ve ıslak eller
Bunlara da şu korkular ya da negatif düşünceler eşlik edebilir:
- Ölmek üzereyim - Kalp krizi geçiriyorum - Aklımı yitirmek üzereyim - Kendimden geçmek üzereyim - Tıkanmadan öleceğim - Nefes almam mümkün olmayacak - İnme inecek, felç olabilirim - Kontrolümü kaybediyorum - Tansiyonum çok yükseldi ve beyin kanaması geçirmek üzereyim
Panik atağın tedavisine gelecek olursak, önce şunu belirtmekte yarar var. Panik atak sadece ve sadece psikiyatristlerin tedavi etmesi gereken bir hastalıktır. Tedavi bir çok yöntemin kombine uygulanması ile daha çabuk sonuş verir. Sadece ilaçla ya da sadece terapi ile iyileşmesi nadirdir. En önemlisi de belirttiğimiz gibi hastalık hakkında bilinçlenmedir. Örneğin alıştığımız bir panik nöbet türü birden başka bir görünüme bürünebilir. Onun için olabilecekleri bilmek hazırlıklı olmak çok önemlidir. Evde kendi kendini tedavi etmeye çalışmanın kendi kendine apandisit ameliyatı yapmaktan farkı yoktur. Mutlaka bir uzmandan yardım alınmalıdır. Hastalığın nüks edebileceği unutulmamalıdır.
Tedaviye hastanın katılımı da sağlandığında 4 - 6 ay içinde tümüyle iyileşme şansı %95 dir. Hasta, hastalığı yenmesini öğrenmediyse nüks etme riski hep vardır. Panik atağı iyi tanımak, tedaviden kaçınmamak, tedavi için doğru adresi bulmak önemlidir. Hipnoz, akupunktur, üfürükçü tedavileri zarar verebilir.
Geçerli tedavi yöntemleri:
- Psikoterapi - İlaç kullanımı - Relaksasyon teknikleri - Nefes egzersizleri - Spor ve egzersiz - Biofeedback - İmajinasyon - Üstüne gitme teknikleri |
Bağlantı
|
• 29/8/2006 - Su içmek için beklemeyin
SU İÇMEK İÇİN BEKLEMEYİN
Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Aksu, sağlığın korunması ve canlılığın sürdürülebilmesi için gerekli bir numaralı maddenin su olduğunu belirterek, özellikle yaz aylarında alınan su miktarının artırılması gerektiğini söyledi.
Vücudun hissedilenden çok daha fazla su ihtiyacı olduğunu kaydeden Müge Aksu, her gün 10-12 bardak suyun güne dağıtılarak içilmesini tavsiye etti. Aksu, metabolizmanın düzenlenmesinde ve vücudumuzdaki tüm reaksiyonlarda görevli olun suyun günde 2 lt içilmesi halinde enerjiyi artıracağını ve zayıflamaya yardımcı olacağını anlattı.
Suyun, besin maddeleri ve oksijeni taşıyarak organ ve dokuları koruduğunun altını çizen Aksu, aç karnına içilen suyun, organizmayı zararlı toksinlerden arındıracağını hatırlattı. İmmün sisteminin görevini yapabilmesi için suya ihtiyacı olduğunu ifade eden Aksu, suyun bu özelliği ile zinde ve dinç kalınmasına yardımcı olacağını dile getirdi.
Aksu, su hakkında şu bilgileri verdi: "Cildimizin, nem ve elastikiyetinin düzenlenmesinde su rol oynar. Günümüzde bayanların korkulu rüyası haline gelen selülit oluşmasının önlenmesinde de su yine ilk sırayı alır. Emzikli kadınlarda, süt üretimini artıran en önemli sıvı sudur.
Özellikle kalori oranları yüksek hazır meyve suları, gaz yapan asitli içecekler yerine su tercih edilmelidir. Hamilelikte, suyun önemi daha da artar. Bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısı her üç saatte bir kendini yeniler. Yetersiz sıvı alımı ile amnion miktarı azalacağından, suya ihtiyaç artar. Sıcak havalarda su, vücut sıcaklığını düzenleyici olarak çalışır. Dikkat edeceğimiz nokta, yazın içtiğimiz su miktarını artırmaktır. Bedenimiz ısındıkça terler ve su kaybeder.
Vücut, suyu aktif olarak kullanır, depolayamaz. Bu sebeple susuzluğa dayanamayız. Vücudumuzun hiç su içmeden dayanabileceği asgari süre en uygun şartlarda 7 gündür ve su vücudun yüzde 55-75'lik kısmını oluşturur".
Sporcularda su kaybeden vücudun yeterli sıvıyı yerine koyamaması halinde, buna tepki göstererek metabolizmayı yavaşlatacağını |
Bağlantı
|
|
|
|
|